Metil Grupları tek bir Karbon atomuyla karakterize olmaları sebebiyle Metilasyon reaksiyonlarına yaygın olarak tek karbon döngüsü de denilmektedir.

Metil Reaksiyonları yaşamın en temel molekülleri olması nedeniyle tek karbon döngüsü tek başına sağlıklı bir hayat sürmesinin önkoşulu gibi karşımıza çıkmaktadır. Metilasyon reaksiyonları yaşamın sürdürülebilir olması açısından aşağıdaki reaksiyonlarda etkin rollere sahiptir:
- Hücre Çeperlerinin sentezlenmesi
- DNA sentezi
- Serotonin, Adrenalin, Dopamin Sentezi
Tüm bu yukarıdaki reaksiyonların kusursuz bir şeklide işlemesi için vücudun temel metil donörü olan S-adenozil-l-metiyonin (SAMe) sentezi kusursuz işlemelidir.

Ancak ne yazık ki geçirilen mutasyonlar nedeniyle bu Yolaktaki en öneli reaksiyonlardan bir tanesi olan Homosistein-Metiyonin döngüsü bozulmuştur.

Bu insanlar Metiyonin üremediklerinden dolayı SAMe’yi de üretememektedirler. Evrensel Metil Donörü oluşmayınca Vücudumuzda birçok hayati fonksiyon da işleyemez hale gelmektedir. Bu durumda doğal olarak bu kişilerde kanda homosistein artmaktadır.
Homosistein-Metiyonin döngü bozukluklarının teşhisi için elimizde başlıca iki yöntem bulunmaktadır:
- Kanda Homosistein seviyelerin yüksek olması kan tahlili ile tespit edilebilir. Her ne kadar kesin bir tanı koymasa da bu bozukluğa işaret edebilir.
- Genetik olarak MTHFR (metiltetrahidrofolat-redüktaz) enzimi bozukluğu teşhisi tam doğrulukla bu durumu tespit edebilir.
Bu Mutasyonun şu anda Dünya’da her 3 insandan birini etkilediği düşünülecek olursa, Homosistein-Metiyonin bozukluğunun ne kadar yaygın olduğunu görebiliriz. Bu insanlar maalesef en önemli metil donörü olan SAMe’yi üretememektedirler. SAMe’nn uygun miktarda üretilememesi halinde daha önceden de ifade ettiğimiz üzere:
- Sağlıklı Hücre bölünmesi meydana gelmez, hücrelerin sağlıklarını korumaları için Fosfolipitlere ihtiyaç duyar. Uygun miktarda Metil grubu yoksa hücre membranları meydana gelemez.
- DNA sentezi, DNA kendini kopyalarken metil gruplarına ihtiyaç duyar. Yeterli miktarda metil grubunun olmaması düzgün DNA bölünmesini bozabilir.
- Serotonin, Adrenalin ve Dopamin gibi Nörotransmitterler sadece metil gruplarının varlığında uygun miktarlarda senztelenebilir.
- Vücudumuzun en güçlü antioksidanı olan Glutatyon da sadece SAMe varlığında sentezlenenbilmektedir.
Elbette bu kadar önemli fonksiyonlara sahip SAMe’nin üretilememesinin bazı klinik sonuçları da olacaktır.
Son yıllarda yapılan araştırmalar Kanda Homosistein seviyeleri yüksek olan hastaların kalp krizi, inme v.b. kardiyolojik hastalıklara daha yatkın olduğunu göstermektedir.
Tedaviye Dirençli veya Majör Depresif bozuklukları olan hastalarda SAMe sentezinin bozuk olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
Karaciğer yağlanması olup ve tek karbon döngüsü bozuk hastalarda Karaciğer Yağlanması daha kötü bir seyir izlemektedir.
SAMe metabolizması bozuk olan erkeklerde Sperm kalitesinin düşük olduğunu gösteren klinik çalışmalar bulunmaktadır.
SAMe döngüsünün bozulması Kadınlarda Polikistik Over Sendromunun gelişmesinde rol oynadığını gösteren klinik çalışmalar da bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere tek Karbon döngüsü bozukluğu ve SAMe’nin yeteri kadar üretilememesinin son derece ciddi önemli sonuçları vardır.
Bu nedenden dolayı Genetik olarak mutasyona sahip olan inşalar veya kanda homosistein seviyeleri yüksek olan kişiler kesinlikle sadece Metilfolat ve Metilkobalamin almalıdır. Zira bu kişilerde diğer formları tam anlamda faydaları olamayacaktır.
Ancak son zamanlarda takviye edici gıda olarak SAMe içeren ürünler de piyasaya verilmiştir. Bu kişilerin özel ihtiyaçlarına uygun olacak SAMe içeren ürünler ile ilgili önümüzdeki günlerde bloğumuzda yeni yazılara yer verilecektir.
Ecz. Levent Mendirme
